Artık hastayım kötüyüm falan demesem iyi olacak galiba, pozitif yüklenmek gerek biraz. Son bir seneden beri hiç hastalanmadım diye dolaşıp durdum ortalarda bir süredir ama 3-4 gündür hayatımın en kötü gribini geçirdim ve hala da atlatabilmiş değilim. Bu gün biraz daha iyiyim ama... Arda ya geçirmemek için elimden geleni yaptım kaç gündür şu an çok iyi inşallah böyle atlatırız. Dün ben resmen 3-4 kat üst üste giyinip titredim akşama kadar.
Ardanın diş sorunu hala devam ediyor ama iştahı düzeldi yemek eski hevesiyle yemeye başladı ama uykumuz hala biraz sorunlu. Yatmayı reddediyor hep ama bir şekilde uyutuyoruz işte. Konuşmayı da söktü iyice diyebilirim hatta yavaş yavaş diyaloglara da başladık. Mesela dün akşam şöyleydi aramızdaki diyalog ( kumandanın pil yerinin kapağı kırılmıştı ):
Arda: Kırııı mış, kim anne?
Anne: Kim kırmış oğlum.
Arda: Baba kııı mışş... : ))
Anne: Tamam babaya kızalım gelince ..
Arda: Babaaaa kıııı ma :))
En büyük amcasını nedense çok seviyor Arda. Dün ben hasta yatarken "Anne amcaya" dedi. Zorla götürdü beni o halde. Gitmeden önce bana amcaya deyince , ara amcayı annem hasta sen gel de dedim papağan durur mu hemen faaliyete geçti. Numaradan elini kulağına koydu aynen şöyle söyledi. "Amcası naposuuun, anne hasssta seeen geel, nenge( yenge ) neede?"
İşte bu ara beni mutlu eden diyaloglar, hastalığımı unutuyorum bu sayede :)
Dün akşam iş çıkışı pazara gittik annem, Arda ve ben. Arabasını yanıma almadım zaten pek bişey almayacağım diyerek... Pazarın ortasında koşturdu durdu, bütün tezgahlardaki adamlara yaklaşarak an güzel ses tonuyla " amda, amda, amdasııııı " deyip durdu. Bunu söylerken de nedense en sonunda söylediği amcaya amcası diyor.. Banada bir ara annesi deyip duruyordu ya işte aynen öyle, gerçi şimdi "Annediiim " diyor ve ben mest tabiki. Bütün pazar alışverişi boyunca bizi gülmekten öldüren ise, pazarda bir milyon,bir milyon diye bağıran amcalarla birlikte "bi miyyon , bi miyyon " diye bağırması oldu, ama avazı çıktığı kadar. Onlar ne derse Arda da tekrar etti durdu,papağan benim oğlum bu ara.
İşyerindeyim , yapmam gereken bir sürü şey var ama sallayarak yapıyorum bu ara, evime daha çok vakit ayırmaya başladım bu günlerde. Uzun bir süredir aynı yemekler etrafında döndüğümü çevirip çevirip yaptığımı fark ettim ve yaprak sarma yaptım dün mesela. Beni yemek yapmanın dinlendirdiğini söylemişimdir daha önce ama bu ara atlıyordum bu detayı, evim yemek dolu olunca huzurumda artıyor benim.... Çamaşırım da yok birikmiş, bu ara daha bir huzurluyum sanki ama uzun sürmez biliyorum. EEEE heralde daha şimdiden uzun sürmez dersem beyin yönlendirir tabi... Kötümser kişiliğim ağır basıyor bazen işte. Oğlumla konuştum biraz önce ne yiyorsun diyorum telefonda " seeetin " diyor zeytin yiyormuş zeytin delisi ama ağzında geveleyip suyunu iyice sömürüp posasını geri çıkarıyor, neyse alacağını alıyordur diyorum bende. 21 aylık oldu bu ara da benim böcüğüm... 2 yaşa 3 ay kaldı...
Etiketler: BÖCÜĞÜMÜN İLK DENEYİMLERİ : ), HATIRALAR, HAYATTAN NOTLAR
Oğlum çok iyi bu aralar azı dişleri çıkattı ve rahatladı, hayat onunla daha da kolaylaştı. Zaten oğlumda zor bir çocuk olsaydı herhalde dayanılmaz olurdu hayat. Mutlu bir çocuk her zaman anneannesini çok seviyor hatta bir yere gittiğimizde ve ya hafta sonları bunu bariz belli edecek kadar özlüyor. Bize o gün hep anneannesine gitmek istediğinin sinyallerini veriyor... Bazen dayanamayıp "anne anne anne annee" diye başlıyor sıralamaya... Anne diye tek söyleyince ben, "anne anne anne anne" diye siren düdüğü gibi tekrarlayınca anneannesinden bahsediyor.
Hafta sonu oyun grubumuzun buluşmasına katılacaktım ama ne yazık ki toplantım saat 16:00 a kadar sürdü eve gidip Arda yı almam bir saatten fazla sürdü. Toplantı Anadolu yakasındaydı. Buluşmuşlar Elif, Devrim ve Sinem... Eminim çok eğlenmişlerdir. Bu hafta inşallah aralarında olmak istiyorum. Allahım ne olur bu hafta bari ters bişey olmasın.
Hafta sonu eşimin abisinin kızıyla oturuyorduk. Aklımıza nereden düştüyse mantı düştü. Arda öğle uykusuna yatınca yoğurduk hamuru başladık mantıya 2 saatte tam 8-9 kişilik mantı yapmışız. Uzun zamandır bu tarz şeyler yapamıyordum. Afiyetle yedik bu her ne kadar zor bir iş gibi de görünse beni bu tarz işler beyin olarak son derece dinlendiriyor.
Uzun zaman yazmayınca insan hangisini yazacağını nereden başlayacağını bilemiyor aklıma gelenleri yazıyorum işte aralardan aralardak kusura bakmayın . Arda bu arada son derece net şekillerde konuşma çalışmalarına devam ediyor. Dün de geçmiş karşıma adam olmuş karnı acıkmışta " piloooav vaaa mı? " diyor pilav yerine ben onu yicem haberi yok.... Var mı sorusuyla başladı cümle kurma çabalrına " misssssket vaaaa mı? ( en favori oyuncağı, gözetim altında ) şeeeeke vaaa mı? v.s.......
Şu an yapmam gereken o kadar işim var ki ama kendime ara verdim biraz da ben kaçamak yapayım değil mi? Hep iş hep iş olmaz... Geçen gün öyle kötü bişey geldi ki başıma anlatmasam çatlarım... Cumartesi gecesi saat tam 01:30 bendeniz ertesi gününde pazar olması dolayısıyla gayet rahat bir şekilde koltuk tepesinde oje sürmekle meşgulüm. Hem de kırmızı bordo arası bir renk. Sen oje elimden kay yuvarlanmak sureti ile halıya desenler çiz. Oturdum halının başına resmen dokunsan ağlayacak durumdayım eşimde ne yapsın beni izliyor bir yandan da üzülme dur bakarız bir çaresine diyor. Sadece halıda değil koltuklara da gelmiş tabi birbölümü yuvarlanırken ama en az 30-40 cm lik alan desen çizdi işte düşünün yani. Ve işin kötü yanı evde aseton da yok bitmiş ve akıllı Hülya almamış. Aklıma hemen eltim geldi. Uyanık mı diye önce aradım sonra da gittim ondan aseton aldım. Ama yarım kutu aseton neye yarar, ancak 2-3 cm yeri silebildim onunla. Sonra ne yaptım açtım interneti baktım nöbetçi eczanelere ve sağolsun eşim gidip nöbetçi eczaneden 3-4 kutu aseton aldı da gecenin bir yarısı kurtuldum koca lekeden yoksa kahrımdan ölürdüm herhalde. Aramızda kalsın da eşimin gecenin 02:00 sinde eczaneye gidip eczacıdan aseton istemesi de ayrı bir komedi.. Düşünsenize "karım ojelerini silmeden yatamaz da 1 kutu aseton alabilir miyim" ha ha ha ha ..... Böyle bişey benden başka kimin başına gelebilir ki?
Bu arada sonunda evde de dışarıda yediğim lezzette hatta daha da nefis kumpir nasıl yapılır öğrendim. Hem de toplam 40 dk gibi kısa bir sürede.... Harika oldu hatta iki gün arayla iki kere yaptım doyamadım. İlgilenenler varsa tarifi verebilirim.....
Sevgiler..... Herkese.....
Uzun zamandır düşünüyordum, aslında yaz sıcakları için geç bile kaldım ama en azından yazın sonunu serin geçirsin oğlum diyerek saçları tamamen kestik. 0 değil ama sıfıra yakın 3, asker traşı derler ya öyle. Ama yüzü ortaya çıktı ve daha bir küçük dayısına benzedi. Sanki ortalarda dün hep kardeşim Efe dolaştı o derece benziyor mimikler, hareketler... Dün öğleden sonra evdeydim bol bol oyunlar oynadık oğlumla... Yeni imaj fotomuz akşama kısmetse. Evde fotolar.
Oğlum iyiden iyiye kendi kahvaltı yapmaya alıştı orada çayını kendi içiyor ve tabağına konan şeyleri kendi yiyor artık bzen elle bazen çatalla. Ve artık çeşit istiyor tabağı çeşitli olacakmış yoksa kabul etmiyor valla. Kumla oynamaya bayılan Arda orada kuma iyice doydu. Bütün gün orada dursa hayır demezdi yani o derece. Bisiklete bile bindi yani daha ne olsun.
Bahçede piknik bile yaptık. Hamağımızı kurduk ve bol bol keyif yaptık. Hamağı en çok Arda sevdi tabiki. Binip binip keyif yaptı.
İşte bunlarda su kuşu hallerimiz. Eve gelince farkettim ki hiç denizin içinde çekmemişim çünkü hep denizde yanında ben olduğumdan kimse de akıl etmemiş. Kısacası bayıldı sulara kumlara, zaten 4 aylık bile denizden korkmayan ve o zaman bile bacaklarını yüzmek için çırpan çocuktan ne beklenir ki...
Bu resim geçen haftadan kalma ama koymadan edemedim. Bakıp bakıp gülüyorum bu resme beyefendi büyümüşte gazete de okuyor. Şu tutuşundaki asalete bakın, bu velet var ya çok bilmiş bişey olacak. Beni şimdiden korkutmaya başladı. Konuşma işini de ilerletmeye başladı bu günlerde anlaşılabilir kelimelerin dışında bir de kelime yuvarlayarak kurduğu cümleler var ki akla zarar. Mesela bir çocuk oyunu vardır bilirsiniz. "otobüs, taksi , kamyon, jip bi bip diye en son buruna dokunulur" bunu ben ona yaptığım zaman hemen arkasından o başlıyor. "obubu, tappi, tuppi, kupyo, biiiip " öyle komik yapıyor ki... Söyleyebildiği kelimelerden aklıma gelenleri yazayım mesela.
anne il başta tabiki : ) hem de net ve gür bir sesle
epe : efe kardeşimin ismi ( dayısına epe diyor kendisi )
baba : baba
mama
dedi: kedi
ovovo: köpek
cici ( sevdiği her şey )
anneeenne: anneanne
pittiiiii: bitti ( mesela sütünü içip bitirince biberonu elime verince söylüyor. bazen de bişeyi yapmamı istemiyorsa bitmesini istiyorsa söylüyor )
abba: abla ( dışarıda gördüğü kız çocuklarının arkasından bağırıyor )
attaaa: atta tabiki dışarı sevdası yüzünden.
ver : net olarak bişey isteyince söylüyor.
ah : al demek oluyor
ııııaah: yere otururken çıkardığı ses , bu beni öldürüyor zaten
E eee eee: uyumak isteyince söylüyor hatta gidip beşiğini sallıyor uyut beni diye
aaa- ahhh : ı - ıhhh demek oluyor yani bişey istemeyince kafasını iki yana sallayıp bunu söylüyor
hennn buuuu: araba ( bir de dün tam net olmamakla beraber ababa dedi arabayı gösterip yakında net söyler. her gün yeni bi kelime öğreniyor neredeyse. şaşırtıyor beni...
Bu da ilk bisikletimiz şimdilik arkadan itmeli aldım çünkü henüz süremiyor kendisi. ilerde arkasını falan söküp yine kendisi sürebilir diye düşündüm. çok sevdi tepesinden inmiyor evde bile. bayağı oynuyor onunla hatta bazen tepesinde yemek yediği de oluyor : )
Bu arada dün attık kendimizi yine otlara çimenlere makineyi evden almaya üşendiğimden resim yok ama Ardanın yüzünde açan güllerden anlayabilirsiniz ne kadar mutlu olduğunu bu alttaki resim pikniğimizden geldikten sonra çekildi.
Bu arada yine pratik yemeklerimden biri olan ve ayrıca çocukların da severek yiyeceği ( yani Arda bayılıyor ) bir yemek eklemek istedim. Çocuklar için hem tavuktan hem de sebzeden almaları gerekenleri karşılamaları açısından iyi bir sebze yemeği.
Ben genelde sebze yemeklerini düdüklü tencerede pişiriyorum, önce tavuk ve taze fasulyeyi domates, az şalça, yağ ve tuz ile pişirdim. sonra tencereyi açıp patatesleri ekledim ve on dakika daha pişirdim. bu kadar pratik ve basit hem de besleyici bir çocuk yemeği. Aynı zamanda biz de yiyoruz tabi...
Uzun zaman ara verdim. Neden bilmiyorum, içimden gelmedi işte yazmak hem de biraz yoğun günler geçirdim. Sıkıldım, çalışmaktan, binlerce yere parçalanmaktan, yüzlerce şey düşünmekten artık çok yoruldum. Biraz daha iyi sayılırım bir kaç gündür ve artık yazarak hem içimi dökmeye hem de rahatlamaya karar verdim.
İlk olarak bir önceki yazımda oyun grubundan bahsetmiştim. Onunla ilgili bişeyler yazayım. Yarım kalmış gibi oldu çünkü. anlatacağım dedim anlatamadım bir türlü. İlk buluşmada Erin, Marcello, Kerem ve Arda 4 lüsü oynadılar. Kerem doktor kontrolünden biraz geç geldi ve yolda uyuduğundan son yarim saati onunla beraber geçirebildik. İlk gün tanışma ilşe geçti zaten hem bebekler hem de biz birbirimizi tanıdık.
Sonraki buluşma için yine ben bir süre ara verdim bazı terslikler yüzünden. Sonra iki üç hafta sonra ayçadaydık. Farklı olarak Aslan vardı bu sefer aramızda. Yine güzel bir gün geçirdik. benim için her ne kadar yol biraz uzun ve yorucu olsa da güzel bir gündü.
Şimdi asıl yazının konusu ve gecikmeli bir yazı da olsa Arda'm bitanem bal böcüğüm 13 Mart perşembe günü 1 yaşını doldurdu. Ve artık gözüme bir bebek değil de bir çocuk gibi görünüyor. Her geçen gün daha farklılaşıyor. Doğum gününü evde annemlerle birlikte sade bir şekilde kutlamayı tercih ettim. Pastasını kendim yaptım. İşte pastanın resmi .
İş sonrası eve gelipte yaptığımdan pek fazla ayrıntı ile uğraşamadım fakat yine de el emeğimlşe yapıldığından oğlum için çok önemli olacağını düşündüm. İleride bakıpta mutlu olur diye düşündüm. İlave olarak yaptıklarım ise ıspanaklı börek, makarna salatası, yoğurtlu patates topları ve hazır aldığım kurabiyeler.
İşte böyle..... Güzel bir doğum günü geçirdik. Ardanın tam 4 adet arabası daha oldu çünkü anlaşmış gibi babası, ben abim ve küçük kardeşim araba aldı hediye olarak. Anne annesi de 2 adet eşofman takımı almış. Arda özellikle babasının aldığı arabaya bayıldı. Araba müzik eşliğinde kendi kendine dönüyor ve arada bir durup kapılarını açıp kapatıyor. Bu ardanın ilk bu kadar çok sevdiği ve ilgilendiği oyuncağı oldu. Gece boyunca elinden hiç bırakmadı. Özellikle de müziğine bayılıyor. Bir de müzikli harket eden ışıklı bir balık almış babası ama ondan biraz korktu, şimdilik kaldırdık. Daha sonra vereceğim.
Bu arada ilk verilmesi gereken müjdeyi en son verdim galiba. Arda bu gün yani 22 mart 2008 tarihinde yürüdü. 2 - 3 gündür bağımsız adımlar atıyordu zaten ama artık bayağı yürümeye başladı. Henüz biraz dengesiz yürüyor ama 2- 3 metre kadar düşmeden gidebiliyor sonra pat yere bir haftaya kadar kendini daha fazlşa geliştirir diye düşünüyorum. En çok istediğim şey de oğlumun ilk adımlarını görmekti. Allahım hep gönlüme göre veriyor. Yine ilk benim yanımda yürüdü. İlk dişini de ben farketmiştim zaten. İlklerini göremeyeceğim diye çok üzülüyordum ama oldu işte. Daha nice ilkleri beraber yaşarız inşallah.
Yumurcak bu ara kendine göre bir dil geliştirmiş. Yazmak mümkün değil. Kendi kendine ağzında bişeyler geveliyor. Anlaşılmıyor ama bunu daha çok bişey istediği zaman falan yapıyor laf anlatmaya çalışıyor. Ellerini falan da uzatarak. Bayılıyorum o hallerine. Bu ara zaten çok özlemeye başladım. Yarın tam gün birlikte olacağız inşallah verimli ve güzel bir gün olur bizim için.
Herkese çok çok sevgiler....
Etiketler: BÖCÜĞÜMÜN İLK DENEYİMLERİ : )
Etiketler: BÖCÜĞÜMÜN İLK DENEYİMLERİ : )
içimden aglamak geldigi halde yüzünü gördügümdegülümseyecegim.
Sadece bu sabah için,
ne giymek istediginin seçimini sanabirakacagim,gülümseyerek ne kadar yakistigini söyleyecegim.
Sadece bu sabah,
çamasirlari yikamaktan vazgeçip seninleparktaoynamayagidecegim.
Bu sabah bulasiklari lavaboda birakip,
bulmacanin nasil çözüldügünü banaögretmeni izleyecegim.
Öglenden sonra telefonun fisini çekip bilgisayarikapatacagim vearka bahçede oturup seninle köpükten balonlar uçuracagim.
Bu ögleden sonra dondurma arabasi için çigliklar attigindasana hiç kizmayacagim ve gelirse bir tane alacagim.
Bu ögleden sonra büyüdügünde ne olacagin hakkinda hiç canimi sikmayacagim yada seni ilgilendiren konularda ikinci bir düsünce üretmeyecegim.Bu ögleden sonra kurabiye pisirirken bana yardim etmene izin verecegim ve çalismayacagim.
Bu ögleden sonra Mc Donald's a gidecegiz ve iki tane çocuk menusu isteyecegiz ki,iki oyuncak alabilesin.
Bu gece seni kollarimda tutacagim ve nasil dogdugunu seni ne kadar çok sevdigimi anlatacagim.
Bu gece küvette sulari siçratmana izin verecegim ve sana hiç kizmayacagim.
Bu gece geç saate kadar oturmana ve balkonda oturupyildizlari saymana izin verecegim.
Bu gece yanina uzanip en sevdigim TV programlarini birkenara birakipparmaklarimi saçlarinda dolastirirken bana en büyük armagani verdigi için Tanriya sükredecegim.
Kayip çocuklarini arayan anne ve babalari düsünecegim. Yatak odalari hastane odalarinda donuk bakislarla, daha fazla içlerinde tutamadiklari çigliklariyla hasta çocuklarini seyreden anne-babalar düsünecegim.
Ve bu gece yanagina iyi geceler öpücügü için biraz daha uzun tutacagim kollarimda.
Tanriya senin için tesekkür edip bize yalnizca bir gün daha vermesi için yakaracagim.....
Etiketler: BÖCÜĞÜMÜN İLK DENEYİMLERİ : )
- Sabah kalktın kahvaltı yapacaksın saat ona göre ayarlanır uyanıksa oyalamak için çareler düşünülür, uyuyor ise ( çok nadir ) kalkmadan bir an önce bitsin diye dua edilir ve boğaza bir güzel dizilir.
- Kalktı mı? Altını değiştir , üstünü değiştir, karnını doyur, oyunlar oynat, o arada öğle yemeğini hazırla ki acıkıp feryat figan ağlamasın( benim oğlumun huyudur acıktı mı ortalığı birbirine katar, durdurana aşk olsun , ancak boğazından 1 lokma geçer susar )
- Fırsat bulursan biraz evi toparla.( öyle cam silmek , evi süpürmek, toz almak v.s gibi aktiviteler çok zooooor )
- Öğle uykusuna yatır tam biraz uyur da rahatlarım derken 15 dk uyuyup kalksın acıktım diye bağırınsın.
- Oynat,zıplat, gezdir v.s
- Bu arada sen hala kahvaltı yapmamış olabilirsin muhtemelen ayakta atıştır canım allahallah!
- Öğle yemeğini yedir
- Biraz dinlenebilirsin belki uykudan sonra biraz oyun oynar karnı da tok olduğundan rahattır.
- Sonra 1 postada öleden sonra uykusu uyusun ( ne kadar uzun uyuyacağını allah bilir)
- Uyanmasın biraz dinleneyim diye dualar et sonra içeriden bir ses takır tukur beşik sallanıyor yukarıdaki resimlerdeki görüntü ve "eeeeeeeeeeeeeeeeee" sesi yada " ba-ba-ba-ba " son zamanlarda da " an-ni" "an-ne-ne-ne-ne" ya da yeni bişey türetmiş ama anlamını bilmiyorum. " di-gu-du-gi " bunu uzatıp duruyor dil de yarıya kadar dışarıda.
- Sonra akşam yemeğini yedir.
- Oynat,oynat ve yine oynat....
- Sonra en kötüsü gece uykusu eziyeti ( kabusu desek daha doğru olur ) salla salla uyumaz ( her zaman değil ama en az hafta da 2 kez olur )
- Uzun uğraşlardan sonra uyut ama yarım saat sonra nedensiz bir şekilde uyansın gecenin 10 yada 11'inde. anlamıyorum bunu!
- En sonunda uyur ve gece bana kalır ama ondan sonra zaten benim de uyumam lazım.
İşte bizim bir gün hikayemiz bunlar sadece aklıma gelenler zoooor işte anacım zor çocuk bakmak bana diyorlar ikinciyi de yaparsın ama imkansız gibi geliyor bana. Yine de böyle bir yumurcağa sahip olduğum için Allah'ıma binlerce kez şükrediyorum.
İyiki varsın BAL BÖCÜĞÜM!
Etiketler: BÖCÜĞÜMÜN İLK DENEYİMLERİ : )







