KÜÇÜK YARAMAZLIKLAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KÜÇÜK YARAMAZLIKLAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12:58

ANNEDİİİM İŞE GİTMEEEE : ((

Bu gün sanki kulaklarımda çınlıyor bu cümle sabahtan beri.. Hala iyileşemediğimden sabah biraz geç geldim işe, Arda da kalktı tabiki o saate kadar yatmaz. Tam üstümü giyinmeye başlamıştım ki o cümle geldi işte, içimi yakıp kavuran, bir gün duyacağımı bildiğim ama bu kadar erken olmasını beklemediğim ve bilinçli söylediğine emin olduğum bir anda..... İçim doldu doldu boşaldı resmen işyerinde beni bekleyen işler ve sorumluluklar ve oğlum arasında gittim geldim. Öyle üzüldüm ki anlatama kelimelerle tarif edilemez. Ama öyle olgun bir çocuk ki ağzından bu kelime çıktı ama asla ayaklarıma kollarıma yapışmadı. Sadece telaşlı telaşlı etrafımda döndü durdu, "ben de geliyiim anneee, baba baba sen de gel" diyerek kapıda beni bırakıp babasını getirmek için içeriye gitti. İşte bu günlerde herşeyin benim için daha zor olacağını gösteren sinyaller, oğlum evde olmamı istiyor ama ben olamıyorum malesef. Gerçekten ama gerçekten tazminatımı verseler de çıksam ditorum sadece bu ara. O kadar çok dua ediyorum ki. 3 senem boşa gitmemiş olsun istiyorum, tazminatımı alıp öyle çıkmak istiyorum. Bu kadar oğlumsuz çalışıp didindikten sonra kuru bir maaşla çantamı alıp çıkmak istemiyorum doğal olarak beklememdeki tek amaç bu yani...
Bilmiyorum işte beklemedeyim, iş yerinin taşınma durumu var bu ara ve iki şube mutfağı birleştirme gibi düşünceleri var, durum böyle olunca her personelden iki tane olmuş olacak ve böylece birine yol gözükecek , o da ben olayım diyorum işte ne bileyim yanlış mı düşünüyorum asıl bundan sonra oğlumun bana ihtiyacı olduğunu hissediyorum... İyi kötü başımızı sokacak bir evimiz var kirada değiliz çok şükür ve araba da aldık, her nekadar kredi borcu ödesek de o da bir sene kadar kısa bir süre ve alacağım tazminat ile onu da kapatabilirim, daha ne olsun yeter. Ben haytta her zaman mütevazi bir insan oldum zaten, hiç öyle gözüm yükseklerde olmadı, huzurum olsun yeter. O yüzden de huzurlu bir şekilde oğlumla vakit geçirmek ve keşke dememek istiyorum. Ev kadını olabilir miyim sadece hayır tabiki, evde bile olsam birşeylerle uğraşırım ben. Öyle bişeyler yapmak istiyorum işte. Bulurum birşeyler. Neyse çok uzattım konuyu içim böyle işte bu ara. Çalışmak , çalışmak , çalışmak beynimde dönüyor bu kelime akşama kadar beynim karıncalı yani bu ara. Hava çok güzel bu gün tam gezmelik,erken kaçayım da bu gün oğlumla gezeyim bari biraz.
Konuşmalar tam gaz bu arada. Dün ne dese beğenirsiniz?

Anne ?
Efendim oğlum.
Nobottan, nobottan..
Ne oluş robottan ne yapalım?
Meeeyvu su, meeeyvu su ( telafuzu çok komik ancak kulakla duymak lazım gülmekten öldürdü beni ) sık.
Tamam oğlum sıkalım ne yapacaksın meyve suyunu.
İçiceeem.
Adam olucan mı?
Adam olucam ben!!
Büyüycen mi? ( Konuşma diliyle yazıyorum hepsini)
Büyüycem ben!!!
Yolda taş bulduk dün akşam normal bildiğin taş çok sevdi aldı eline akşama kadar elinden bırakmadı. Nerde buldun deyince de?
Aşaaada buuudum : ))))
Bayılıyorum onu konuşturmaya akşam eve gidince ben soruyorum o cevap veriyor bu ara diyaloglarımız böyle devamı aklıma geldikçe...

12:38

ANNESİNİN CİVCİVİ......


Bu ara blog takip etmekten yazamadığımı fark ettim.... Okumaktan fırsat bulamıyorum resmen onu da okuyayım, bunu da okuyayım aman kaçırmayayım derken kendim yazma isteğimi unutuyorum bundan sonra önce yazıp sonra okumaya karar verdim bundan sonra yoksa olmuyor... Yine bir sürü blog okudum ama yazma azmimi kaybetmeden yazayım biraz dedim yoksa uçup gidiyor herşey aklımdan...
Güzel bir hafta sonu geçirdik krizsiz, sessiz ve mutlu ... Bol keyifli, yayılıp yattık tüm hafta sonu...
Oğlum hiç üzmedi bu hafta sonu bizi. Bütün gün bir babasına bir bana öpücükler verdi, bol bol oyunlar oynadık. Pazarcılık oynuyor bu ara tezgah kuruyor kendine ve sonra başlıyor satmaya "1 MİYYON , 1 MİYYOOON" . Tezgahında arkasına geçiyor ve öyle havaya giriyor ki sormayın gitsin.. İyice konuşmaya başladı diyebilirim. Her istediğini kolayca anlatıyor ve her kelimeyi rahatça kullanabiliyor artık, hatta bazen kendinden beklenmeyecek şeyler de söylediği oluyor şaşırtıyor..
Yatıcak mısın? Yatmıcaaam,
Yiycek misin? Yemiiicem gibi olumsuz şeylere çok fena sardı iştahı açıldı oysaki ama illaki önce yemicem diyor sonra iştahla mideye indiriyor. Küçük adamım diyorum ben ona bayılıyorum her akşam eve gittiğimde bana dayısı ile yaptıkları şaklabanlıkları göstermelerine... Dün mesela koltukların arkasında saklambaç oynamışlar, koltuk tepesinde zıplamışlar ben eve gider gitmez çıktı koltuğun tepesine anlattı durdu kendince... Kardeşim gelince de aynılarını yaptık bu gün onu anlatıyor dedi. Dili tam çözülünce korkarım nerde ne oldu hepsini tek tek dökecek ortaya... Anneannem bana bunu dedi, dayım bunu yaptı... Ne tatlı olur o zaman hayal edebiliyorum.
Seni çok seviyorum oğlum.....
Annen....

12:37

ARDA 1,5 YAŞINDA!

Öyle tuhaf geliyor ki bunu söylemek... Arda artık 13 eylül 2008 itibarıyla 1,5 yaşında artık ayları bıraktık.... Daha dün gibi 4,5,6,7 aylık derken bi de bakmışız Arda büyümüş....
O kadar büyümüş ki artık ne istediğini rahatlıkla anlatabiliyor ve beni şaşıtmaya devam ediyor. Azı dişlernden bir tanesini çıkarttı ve demek ki bir tanesini çıkartana kadarmış herşey, şimdi çok iyiyiz...
Hafta sonunu çok güzel geçirdik, oyun oynadıysak da beraber, iş yaptıysak da beraber yaptık. Oğlumun böceklerle, kelebeklerle arası çok iyi, nedenini anlamadığım şekilde evde bir böcek v.s görsün kahkahalara boğuluyor ve hayvancığı pes ettirene kadar peşinde geziyor. Dün mesela tüm çabalarıma rağmen bir adet kelebeği öldürmek üzereyken yakaladım ( oynadığını sanıyor tabiki bizim ki... ) Elimde oklava vardı, istedi elimden ben de niye istedi acaba oynayacak herhalde dedim, o ara başka bir odada işim vardı gittim ve bi geldim ki çıkmış koltuğun üstüne duvardaki kelebekle oynuyor, hayvan bezmiş tabi atmış kendini çekyatın üstüne oklavayı dürtüyor, elini de değdirmek istemiyor ondan oklavayı almış beyimiz meğer...
Dün sabah kalktı mesela bilgisayarın başına geldi, "otuuuğğh" dedi, oturttum bilgisayar sandalyesine, kapalı tabi klavye ve fare ile oynuyor, sürekli de ekranı gösterip "aç aç" diyor, ben de "açılmıyo bozulmuş oğlum" diye ısrarla tekrarlıyorum, ne dese beğenirsiniz "açııımıyo mu, ............... mu? ( açılmıyo mu yu net söyledi ama bozulmuş mu yu mugu mugu mu gibi geveledi yazamadım yani ? )
Her geçen gün yeni bişeyler ekliyor kelime haznesine... Pazar günü mesela sürekli "otuuğh,otuuğh" diye nereyi bulsa oturdu, zaten oturmayı pek bi sever oğlum annemden eve gelene kadar her dakika başı kaldırımlarda otura otura geliyoruz eve... ne bu otuğhma merakı anlamıyorum?

09:16

SICAK ÇOOOOK SICAK !


İstanbul dayanılmaz derecede sıcak son 6-7 gündür. Çok halsiz hissediyorum kendimi bu yüzden. İşyerinde çalışılmıyor evde iş yapılmıyor nolucak böyle anlamıyorum ki, nolur kısa sürsün bu cehennem sıcakları. Baygınlık geçireceğim yoksa, şimdilik serin biraz ama benim odaya güneş dönünce var ya..... Klima da yok. Ufonun soğuk buhar üfleyeninden var ama pek etkili değil. Ama hiç olmamasından da iyi. Ama bir klima aldırmak şart oldu.
Hafta sonu yine hareketli günler geçirdik. Eşimin yakın bir arkadaşının düğünüydü ve pazar günü felaket sıcaktı yine. O sıcakta nasıl bir düğün olursa oldu işte. Arda yı götürmemiştim iyi de yapmışım biz dayanamadık oğlum mahvolurdu valla. Düğünde geldikten sonra da Arda park diye tutturunca attık kendimizi parka. Biz yayıldık çimlere oğlum oynadı ama ne oynamak sokak çocuğu oldu iyice oraya koştu buraya koştu, merdivenlere tırmandı kaydıraktan kaydı, tutabilene aşk olsun. Bazı tehlikeli yerlerde de ben peşinden tabiki... Hatta dönen kayaklarda kendi kayamadığından ama kaymaktan da geri kalmadığından ben de arkasından kayıp tutmak zorunda kaldım. Çaktırmayın ben de bir gün çocukluğumu yaşamış oldum. Oğlumla tekrar çocuk oluyorum. İyi geliyor.
Hafta sonumuz böyle geçti ama Arda bu ara çok mız mız. Hiç mızlaması bitmiyor. Eşimin köyüne gideceğiz bu haftasonu ama beni bir korku sardı ki sormayın gitsin. Bu kadar herşeye ağlayan ve mız mız bir çocukla nasıl 12 saat yolculuk yapılır ve nasıl orada güzel gün geçirilir. Bunun yollarını nbilen varsa bana akıl versin nolur. Diş çıkarıyor demiştim ya hem de azılar hep yarılmış damakları. Anlıyorum bitanemi ama öyle yoruluyorum ki etrafımda mız mız mız diye diye dolaşınca. Bunu da geçtim bu dönemlerde bambaşka bir çocuk olup çıkıyor ben yapma oğlum dedikçe yapıyor bu ara herşeyi. Mesela vitrini açıyor boyu uzadığından açamadığı uzanamadığı dolap yok artık kaç gündür vazgeçiremedim bu vitrini açıp bişeyler alma huyundan ne yapıcam bilmiyorum. Kapaklarını bağlayacağım bu akşam galiba ama evde herşey yamalı gibi oldu bıktım ya. İçinde cam bardaklar tabaklar falan olmasa izin vereceğim döksün boşaltsın ne varsa ama tehlikeli. Niye bu kadar muzur ve yaramaz oldun oğlum sen bu günlerde ...... Havalar da sıcak zaten zor oluyor valla bazen meynim uyuşuyor. Neyse bu dişlerde çıksın da bakalım...
Yukardaki resim varya işte sürekli böyleyiz bu günlerde bir iksir yokmudur acaba buna iyi gelen ?

12:39

KÜÇÜK GIDACI ARDA!


Dün annemin doktor randevusu sebebi ile Arda'yı evden alıp işyerine getirmek durumunda kaldım. Bu ara diş problemi de olduğundan güvenipte kimseye bırakmak istemedim üzerler bitanemi diye. Çünkü çok hırçın ve buna ben ve annemden başka kimsenin sebredemeyeceğini düşünüyorum. 14:00 gibi eve gittim ve alıp işyerime getirdim.
Bol bol koşturdu durdu oğlum burada,aşçı abileri ile oyunlar oynadı, annesinin ofisini ve diğer tüm komşu ofisleri bir güzel karıştırdı. Nerede bir delik bulsa parmaklamayı ihmal etmedi. Anlamıyorum neden çocuklar diş döneminde bu kadar farklılaşır. Tamam önceden de benim oğlum çok meraklı ve karıştırmayı incelemeyi seven bir çocuktu fakat hep bu diş dönemlerinde bu huyu ikiye katlıyor. Bir de hırçın olduğundan durdan sustan da anlamıyor. Neyse burası ev gibi olmadğından ve zapdetmek zor olduğundan biraz yorucu geçti günüm ama, olsun beraberdik ya o en güzeli. Bundan sonra hafta da en az bir kere tekrarlamak istiyorum bunu.
Peki dün neler yaptığımıza gelince aşçı abilerimize yardım ettik, dolmalık biber açmayı annemden öğrenmiş ustalar tutuşturdu eline biberi tutup sapından çevire çevire açmaya çalışınca bayıldı bizim ustalar. Bahçede baketbol oynadık. Tabi Arda sadece topla oynamayı tercih etti. Zira pota oğlumun boyuna birazcık yüksek geldi. Offf çok yüksek yapmışlar bunu da yaaaa dedi durdu : ) Meyvelerimizi yedik bol bol, iştahı açıldı burda yemeklerin içinde. Herkes eline bişeyler tutuşturunca...
Akşam eve gidince de itiraz etmeden uykuya geçti, gerçi zaten en sorunsuz şey birçoğunun aksine uyku bizde hala ( maşallah ) akşam 09:00 sabah 09:00 ya da 10:00 devam ediyoruz aralıksız. Fakat anlamadığım bişey daha var. Bu çocuk benim izin günlerimi nasıl denk getiriyorda saatin yedisinde yanımda bitiveriyor anlamıyorum. Çok özlediğinden algılarıyla takip ediyor heralde diyorum başka açıklaması yok pazar ve hafta içi evde olduğum günler saat 07:00 da kalkıyor. Heralde 2 saat kar yapmak istiyor... Değil mi?

12:50

VAY BAŞIMA GELENLER : ))))

Bir süredir içimden yazmak gelmeyince yine yazacak şeyler birikti. Hareketli günler geçirdim yine. Bazen komik, bazen yoğun, bazen acıklı : ))))) Anlatmaya nereden başlayacağımı bilemiyorum. Ama bi yerden başlamak lazım. Yoksa unutacağım.
Oğlum vukuatlara başladı yavaş yavaş. Ben de şaşırmaya devam ediyorum. Bir hafta kadar öncesinde işten eve döndüğümde annemin anlattığı şey ile hayretler içinde kaldım. Benim akıllı oğlum oyuncaklarından sıkılmış ve bir bir 5. katta oturan annemin camından aşağıya atmış. Üstelik mutfak camından ve annem orada iş yaparken ve arada dönüp ne yapıyor diye ona baktığı sıralarda. Oynuyormuş gibi yapıp bi yandan da annemi kontrol edip tek tek göndermiş aşağıya. Annem anlamamış içeri gidip oturmuşlar. Sonra bir ara aşağıya baktıkları sırada bir de ne görsünler Arda'nın arabaları ve legolarıyla aşağıda çocuklar oyun oynuyor. Tabi 5. kattan düşüpte sağlam kalanlarıyla : ) ) Şaşırdım kaldım annem anlatınca. Heralde benim küçük kardeşime çekmiş. Hani şu Arda'nın tabiri ile Epe olan , asıl ismi Efe olan çocuk. Onun da böyle çok vukuatı var. Mesela yemek istemediği dolmaları tek tek camdan aşağı göndemek gibi, sıkıldığı ve uzayan saçlarını camdan eğilip kesmek gibi falan... çok masum şeyler yaaa...
Alın şimdi size bir vukuat daha bunun resimlerini akşam ekleyeceğim. Evde çünkü... Hafta sonu misafirlerim vardı ve oturmuş sohbet ediyorduk. Uykusu geldi esnemeye başladı akşam üstü Arda ve ben de biraz dinlensin diye yatırayım dedim. Yoksa huysuzlanıp daha yaramazlaşıyor. Her zaman gece falan da yaptığım şeydir yatırıp beşiğine, kapısını da ses gelmesin diye çektim ve çıktım odasından. Sohbete devam ettik. Hiç ses yok tabi benim oğlumda. Aradan 10-15 dk geçti. Ben de uyudu sandım. Uyuyacağını ummuyordum aslında biraz dinlensin diye yatırmıştım. Bir de baktım. Ağzında emziğiyle çıktı geldi. Şok oldum. Kapı kapalı, eee beşiğinde kenarlarında korumaları var. Bu çocuk nasıl oldu da çıktı geldi diye. Bir de odaya gittim ki ne göreyim. Beşiğin yan tarafındaki hafif esnek olan çıtalar tek tek itina ile sökülmüş ve önü komple açılmış. Oradan inilmiş ve kapı da ( oldukça sert ve yüksek kolu olan ) açılmak sureti ile yanımıza gelinmiş. Olay bundan ibaret abartısız o gün her aklıma geldiğinde nerede olursam olayım kahkahalarla gülüyorum.
Bir maceramız daha var düştüüük... Arda ve ben birlikte yani.. Ha ha ha ha ha ha ... Çok komik gülebilirsiniz... Kucağımda yokuş aşağı iniyorduk, yürümesi için bıraktığımda kendi inmek istiyor ben de mecbur kucağımda indiriyorum annemden inerken. Ayağımın altında küçük bir fayans parçası kaygan tarafı yere dönük olarak. Bir bastım ve sol bacağım altımda kalmak sureti ile yere oturmak zorunda kaldım, Arda'yı korumak ve düşürmemek için. Böyle durumlarda insan kendini bi anda yerde bulur ya işte öyle oldu. Bi baktım yerdeyim ve bacağım sıyrılmış. İki gündür de incinmeden dolayı bi şişlik var ve hafif ağrı yapıyor. Ucuz atlattık ama yine de. Yüz üstü falan düşüp yuvarlanabilirdik. Yokuş aşağı bayağı dik olduğundan çok tehlikeli.
İşte böyle, hayat aynı hızıyla devam ediyor...
Maceralarımız devam edecek............

12:50

DİŞ, ATTAA VE HAYAT : )))



Sağdaki resim yeni, geçen hafta sonu park maceramızdan diğerleri ise 1 ay falan öncesinden. Bu ara yine zor günler geçiriyoruz oğlumla, yemek seçmeye başladı asla ama asla pütürlü şeyleri yemiyor hiç yapmadığı şeyleri yapmaya başladı. ben bu çocuğa 6 aylıkken sofra yemekleri yediriyordum hem de öyle severek yiyordu ki vermeyince kızıyordu. hemde hiç ezmiyordum ve çiğneyerek damakları ile yiyordu. bu yaşadığımız 1 yaş sendromumudur bilmiyorum ama ne olur bir bilen varsa söylesin. dün akşam mesela taze fasulye yapmıştım, kıymalı patatesli türlü gibi. tam Ardanın sevdiği tarzdan bir sebze yemeği idi. fakat yok önce ezmeden denedim belki yer diye. ağzına koyduğum gibi çıkarttı , sonra biraz ezdim ve öyle zar zor yedirdim. bu konuda bir tahminim var ama ne kadar doğru bilemiyorum. şimdi üst dişlerini çıkarıyor ya herhalde diyorum, pütürlü şeyleri çiğnemek zorunda kalınca alt dişeri yeni çıkmakta olan ve yeni yeni damağı yaran dişlerinin olduğu yere değiyor ve diş etleri acıyor. bu yüzden de çiğnemeyi reddediyor olabilir. zorlamıyorum zaten o acının nasıl bişey olduğunu tahmin edebiliyorum.
Bu ara bir de ATTA merakı başladı oğlumda. daha eve gider gitmez başlıyor HADİ HADİ , zaten hiç düşürmüyor ağzından bu kelimeyi. ATTA, HADİ bu ara her aklına geldiğinde yapışıyor bana eve de sokamıyorum akşam. çok acayip bir sokak çocuğu oldu. daha binanın içine girdiğimiz anda basıyor çığlığı.
Diş acısı ile ATTAAAAA merakı birleşince tahmin edersiniz neler olacağını. Akşamları tam bir savaş alanına dönüyor ev. Her taraf oyuncak , yenmeyen yemeklerin yerlere dökülmüş artıkları, zırt pırt kapıya gidip ağlamalar.......
En son bütün bunlar bittikten sonra saat 09: 00 yatma saatimiz ve o saatteki halimi bir görseniz gülersiniz valla. HELE EVİ GÖRSENİZ.... Neyse sonra topluyorum canııım : )))))

17:34

OĞLUŞUMUN MACERALARI


Bu gün biraz yorgunum hem işteki aksilikler daha doğrusu birkaç kendini bilmezin neden olduğu moral bozuklukları.... Hem de dün gece böcüğümün saat 2 civarı zar zor yatması beni biraz yordu. Biraz uykusuzum hafta sonu oğluşumun biraz resmini çekmeye fırsatım oldu. Biraz diyorum ama fırsat bulmuşken çok çekmişim. Her yaptığını çekmişim resmen, abartmışım yani ama yakalamışken bütün muzurluklarını belgelemek istedim. Çok yaramaz oldu yaaa bu yumurcak. Şu an da da uyandı aldım kucağıma yazı yazıyoruz beraber klavyeye saldırırıp duruyor zor zapdediyorum. Tek elle yazıp tek elle de onu tutuyorum neyse kısa keseyim resimler herşeyi anlatıyor zaten söze gerek yooook.

12:15

BAŞKA NE KALDI OYNAYACAK ?


Bu çocuk beni akşamları çok güldürüyor yaaa! bütün günün stresini yorgunluğunu onu görünce unutuveriyorum. Bu seferde kendine böyle bir oyuncak buldu. Bildiğiniz kepçe. Hele bir de surat ifadesine bakın. Çok büyük bir zafer kazanmış. Mutfak çekmecelerini de karıştırmaya başladı artık . Emekliyorsa alt çekmeceleri, yürüteçte ise üstteki çekmeceleri bir güzel karıştırıyor ve artık dişine göre ne bulursa alıyor sallaya sallaya geziyor evin içinde . Bu günlerde en büyük zevki bu.
Bundan başka bir zavki daha var, evde bana terlik giydirmiyor. Ne zaman terliği ayağıma geçirsem emekleyerek ayaklarıma dolanıyor ve terliklerimi yemeye çalışıyor ve bana iş yaptırmıyor. Ben kaçıyorum o peşimden geliyor ve evde kovalamaca oynuyoruz. Terliklerim hep rengarenk olduğundan dolayı heralde ilgisini çekiyor. "Oğlum yapma, dur, pis, elleme, hayır , olmaz " diyene kadar yapışıyor ayaklarıma.
Bu arada oyuncak arabanın nasıl sürüleceğini öğrendi arabayı emeklerken ileri geri sürmeye çalışıyor. Bu yumurcaklar her gün yeni bir şey öğreniyor, çocuk büyütmenin en güzel taraflarından birisi de bu olsa gerek...